İran Protestoları: Ekonomiden Siyasi Krizin İçine Uzanan Süreç ve İç Politika Dinamikleri
İran protestolarının ekonomik kökenlerinden siyasi krize uzanan iç politika dinamiklerini akıcı bir dille özetleyen kapsamlı bir analiz.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ozan Örmeci, İran’da artan hayat pahalılığı ve genel ekonomik sıkıntılar nedeniyle başlayan gösterilerin seyrini ve bu süreçteki can kayıplarını değerlendiriyor. Riyalin değer kaybı alım gücünü önemli ölçüde zayıflatıyor ve ülke genelinde iletişim engelleriyle bilgiye ulaşımı güçleştirdiği belirtiliyor.
Prof. Örmeci, sahadan elde edilen bilgiyi temin etmenin zorluğuna dikkat çekerek, İran’da mevcut protestoların çıkış noktalarının ekonomik temelli olduğunu belirtirken, doğrulanabilir bilgilere ulaşmanın metinler ve haberler arasındaki farklılıklar nedeniyle zorlaştığını da ekliyor. İnternet kısıtlamaları nedeniyle doğru bilgilere ulaşmada yaşanan güçlükler, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki uzman görüşleriyle desteklenen bir değerlendirmeyi zorunlu kılıyor.
Ekonomik temelli tepkilerin zamanla siyasi nitelik kazanması konusunda görüşlerini paylaşan Örmeci, İran’daki mevcut toplumsal gerilimin kadın özgürlükleriyle, etnik ve dini gruplarla ilişkilerle ilgili konuların da etki ettiği bir çerçevede şekillendiğini belirtiyor. Başlarda silah kullanımının yasaklandığı dönemde bile karşılıklı şiddetin yükseldiğini ve ölü sayılarının kayda değer düzeyde arttığını ifade ediyor.
İran’da Yeşil Hareket ve Mahsa Amini olayları ışığında, gençler ve kadınların protestolara yoğun katılım gösterdiğini hatırlatan Örmeci, bu sefer ekonomik sıkıntılardan bıkan esnafın da muhalefette yer almasıyla olayların hızla büyüdüğünü vurguluyor. Ayrıca gösterilerin sosyal medya üzerinden organize olup haberleştirildiğini, buna karşı devletin ciddi internet kısıtlamalarına yöneldiğini belirtiyor. Uluslararası aktörlerin bu süreçteki etkisine değinerek, bazı dış aktörlerin kışkırtma çabalarının da sürece dahil edildiğini ifade ediyor.
Köklü devlet geleneği ve rejimin meşruiyeti konusunda ise İran’da otoriter bir yönetimin varlığı nedeniyle devlet otoritesinin kendiliğinden sarsılmasının kolay olmadığını belirten Örmeci, dış güçlerin müdahale etmesi durumunda durumun farklı gelişebileceğini de işaret ediyor. Protestoların rejim değişikliğine yol açmasının kısa vadede zor olduğunu vurgulayarak, mevcut meşruiyet krizinin olası sonuçlarını değerlendiriyor. Rejimin meşruiyeti konusunda sarsıntı varsa da tamamen kaybolmadığı ve devletin ideolojik aygıtlarıyla bu süreçte hangi yönde ilerleyeceğini gözlemlemek gerektiğini ifade ediyor.
ABD’nin İran’daki müdahale olasılığını ele alan görüşünde, gençler arasında bu dış güçlere karşı daha olumlu bir bakışın yükseldiğini belirtiyor. Ancak, bu durumun bile rejime karşıt söylemi içeriye kanalize edebilecek nitelikte olduğuna dikkat çekiyor. Proje edilen değişimin kısa vadede hızlı olmayacağını, daha çok güvenlik güçlerinin baskı ve sönümleme yoluyla olayları kontrol altına alma yönünde ilerleyeceğini ifade ediyor.
Rejimin reform yoluyla dönüşümü konusunda ise Ankara açısından daha kabul edilebilir bir senaryo olarak, yaptırımların azaltılması ve kalkınmaya odaklanmanın öncelik kazanması gerektiğini belirtiyor. Kadın giyimi ve gençlerin yaşamları gibi konularda daha özgürlükçi bir yaklaşım ihtiyacını aktaran Örmeci, sert ideolojilere dayalı rejimlerin taviz verdikçe yıkılma sürecine girebileceğini, bu yüzden olayların günlük yaşamı bozduğu bir zamanlamada güvenlik ve istikrarı sağladıktan sonra kalkınma dinamiklerinin öncelikli haline getirilmesinin daha uygun olacağını ifade ediyor. Türkiye açısından da İran’daki gelişmelerin kritik olduğuna dikkat çekerek, devrim yerine reform yolunun daha kabul edilebilir bir seçenek olduğuna vurgu yapıyor. Ancak bu reformların sivil toplum kanallarıyla güçlendirilmediği bir ortamda uygulanmasının zor olacağını ekliyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA)