Üsküdar Üniversitesi’nin kurucu rektörü ve psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan, affetme ve affetme psikolojisi üzerine kapsamlı görüşlerini paylaştı. Olgunlaşmamış kişiliklerde öç alma duygusunun baskınlığından başlayarak, affetmenin nasıl bir içsel dengeyi kurduğunu ve nörobiyolojik etkilerini ele aldı. Affetme açısından bakıldığında, olayları analiz etmek, kendi sorumluluk alanını netleştirmek ve süreci kabullenmeye çalışmak, duyguların daha sağlıklı yönlendirilmesini sağlıyor.Affedememenin biyolojik etkileri üzerinde dururken Tarhan, kin, öfke ve düşmanlık gibi duyguların beyinde salgılanan bazı kimyasalları tetiklediğini ve bunun bağışıklık sistemini zayıflattığını kaydetti. Bu durum, mide ve bağırsaklarda daha belirgin sorunlar ve kronik stresle birlikte depresif belirtiler açısından da risk oluşturuyor. Uzun vadede ise kalıcı stres hastalıkların zeminini hazırlayabilir.Affetmek ve kibir arasındaki ilişki üzerinde de duruldu. Narsistik ve paranoyak eğilimli bireylerin affetmede zorluk yaşadığına değinen Tarhan, affetmemenin bazen bir zayıflık olarak görüldüğünü, fakat bu yaklaşımın kronik strese ve yaşam süresinin kısalmasına yol açabileceğini belirtti. Bu kişilerde güven duygusu da sarsılır; unutamama hali ilişkileri derinden etkiler.Radikal kabullenme ile yüksüzleşme kavramı bazı durumlarda affetmenin mümkün olmadığı anlarda bile zihinsel yükümlerin hafiflemesini sağlayabilir. Tarhan, ihanet veya adaletsizlik gibi olaylarda bile “Affedemiyorum ama kabulleniyorum” ifadesinin, duygusal kapanışı ve yaşamın devamını mümkün kıldığını ifade ediyor. Çocuklukta yaşanan adaletsizlikler de bireyin yaşamında kalıcı izler bırakabilir; zamanla bu travmalar, haksızlık karşısında duyarlı bir kişilik geliştirme potansiyeli taşıyabilir.Affetmenin özgürleştirici etkisi üzerine vurgu yapan Tarhan, affetmenin ruhsal ve bedensel anlamda bir özgürlük sağladığını belirtiyor. Affetme yoluyla geçmişin zincirlerinden kurtulma, kişinin kendi sağlığına yaptığı yatırım olarak görülüyor. Affetmeyen bireyler ise olaylardan bağımsız olarak yaşamı sürdürmede zorlanabilirler ve zihinsel yükler yeniden yaşanabilir.Affetmenin antidepresan etkisi ise hem psikolojik yükü hafifletir hem de sosyal bağları güçlendirir. Affeden kişinin içsel yüklerini serbest bıraktığını, güven ilişkilerini yeniden inşa ettiğini ve kaygı ile depresyonun azalabildiğini ifade eden Tarhan, çözülmemiş yas ve travmanın işaretlerini affedemeyen bireylerde gözlemlediğini belirtti. Bu süreç, af dolayısıyla yaşanan yoğun duyguların dengelenmesini sağlar.Affedici yaklaşımın çok yönlü doğasını anlatan Tarhan, yalnızca karşı tarafı bağışlamanın ötesinde, kendini affetme ve radikal kabullenmenin de önemli olduğunu vurguluyor. Kendi payını görebilen bireyler, travmayı bir fırsata dönüştürebilirler ve bu da ilişkilerde uzlaşmayı mümkün kılar. Samimiyetin nörobiyolojik etkileri de önem taşıyor; ayna nöronlar duygusal okuryazarlığı destekler, ancak aşırı empati benlik saygısını zayıflatabilir. Dengeli bir empati, sağlıklı bağlar kurmada kilit rol oynar.Öz şefkat ve içsel denge yönünü de işleyen Tarhan, affetmenin kırılganlığı doğurduğunu, ancak doğru yönetildiğinde travmayı çözüme kavuşturan etkili bir yol olduğunu belirtti. Öz şefkatin, ortak insanlık değerini hatırlatmasıyla hataların da insanlık sınavı olduğunu hatırlatılması gereken bir unsur olduğunu söyledi. Hataların dönüştürülebilirliğine vurgu yaparak, olumsuz duyguların olumluya çevrilebileceğini ifade etti.Beden ve zihin arasındaki iletişim bağıyla ilgili olarak, olayları sürekli zihinde tekrarlamanın kortizol salgısını artırdığına dikkat çekildi. Bu durum, bedensel tepkileri tetikler ve stresle mücadelede olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ayrıca cinsiyetler arasındaki affedicilik farkları, biyolojik temellerle desteklenen bir realite olarak ele alınmıştır; oksitosin ve vazopressin arasındaki dengenin ilişkilerdeki duygusal tepkileri etkilediği üzerinde duruldu.Toplumsal düzeyde affedicilik hem ailede hem de toplumda öğrenilen bir erdem olarak öne çıkıyor. Tarhan, affediciliğin liderlik rolüyle doğru orantılı bir sosyal örneklik yarattığını, affedici bir toplumun kinci bir toplumdan daha sağlıklı ve dayanıklı olabileceğini ifade ediyor. Böylece affetme, sevgi ve değer temelli bir mesaj olarak toplumsal bağları güçlendirir ve karşılıklı saygıyı artırır.Kaynaklar: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Yayınlanma: 24 Şubat 2026 - 09:36
Affetmenin Nörobiyolojisi ve Kişisel Özgürleşme Üzerine Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın Değerlendirmesi
Affetmenin nörobiyolojisi ve özgürleşme üzerinde Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın değerlendirmesiyle psikolojik iyileşmeye odaklanan derin bir analiz.
Sağlık
24 Şubat 2026 - 09:36









