Üsküdar Üniversitesi’nin kurucu rektörü ve psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, siber zorbalığın artık bireysel bir eylem olmaktan çıkarak planlı ve organize bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor. Bu tehdit, özellikle gençlerin ruh sağlığını hedef alıyor ve küresel ölçekte tehlike yaratıyor. Tarhan, zorbalığın varlığı için gerekli olan dört temel kriteri hatırlatıyor: sistematiklik, kasıt, tekrarlama ve taraflar arasında güç dengesizliği. Bu kriterler karşılandığında, ortada net bir suç vardır; suç işleyenlerin hak ettikleri bedel ödemesi gerekir, aksi halde toplumda güçlü olanın zayıfı ezdiği bir siber anarşi hüküm sürer.Bir grup, hedef alınan kişiyi itibarsızlaştırmak için troll orduları gibi faaliyet gösteriyor ve bu durum yalnızca bireysel amaçlarla sınırlı kalmıyor; politik çıkarlar veya psikolojik savaş hamleleriyle ilişkilendirilebiliyor. Tarhan, örnek olarak İngiltere’nin 2015’te askeri bir terim olan tugay adını kullanarak kurduğu bir sosyal medya birimini gösteriyor. Amaç dezenformasyon yaymak ve hedefleri itibarsızlaştırmaktır.Siber zorbalık gençler arasında yüksek oranda görünür durumda ve bu konuda yapılan araştırmalar, akran zorbalığı kurbanı olan gençlerin oranının üçte birini aştığını, siber bağlamda bu oranın yüzde 40’a kadar çıktığını gösteriyor. Bu eğilim, küresel bir ruh sağlığı tehdididir ve gençlerde okul reddi, akademik düşüş, içe kapanma, depresyon ve kaygı bozukluklarına yol açabiliyor.Tarhan, özellikle akademik zekâsı yüksek ancak sosyal ve duygusal becerileri zayıf çocukların zorbalığa karşı daha savunmasız olduğunu belirtiyor ve bu çocukların sosyal iletişim bozuklukları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.Evde şiddet varsa çocuk zorbalığı öğrenir ifadesiyle, çocukların çoğunlukla aile içindeki yanlış sorun çözme yöntemlerinden öğrenim gördüğünü ifade eden Tarhan, “Çocukluk agresyonlarında birinci sırada canlı örnekler—yani aile içi tutumlar—gelir. Evde ‘vurdum mu oturturum’ kültürünü gören çocuk, hak arama yöntemi olarak zorbalığı benimser,” diye konuşuyor.Ergenlik dönemi, gençlerin hayatı keşfettiği ve sosyal becerilerini geliştirdiği bir süreç olarak ele alınıyor. Tarhan, bu dönemde duyguların mantığı baskıladığı ve gençlerin hatalı adımlar atabildiğini belirtiyor. Ergenlerden mükemmellik beklemek gerçekçi değildir; hata yapma hakkı vardır ve bu deneyimlerden ders almak, ilerleyen yaşam için kritiktir.Ailelerin tutumu, zorbalığın kırılmasında hayati rol oynar ve Tarhan, ‘vurdum mu oturturum’ gibi ifadelerin ötesinde duygusal ve sosyal sınırların net bir biçimde öğretilmesi gerektiğini söylüyor. Aile içindeki monolog yerine diyalogun esas alınması, gençlerin kendilerini ifade edebilmesi için önemlidir. Bu, özgüven ve girişkenlik becerilerinin güçlendirilmesiyle doğrudan bağlantılıdır.Sosyal ve duygusal zeka, akademik zekâ kadar hayati olduğuna dikkat çeken Tarhan, sadece derslerle yetinmenin “proje çocuk” yetiştirmek anlamına geldiğini, iş hayatında ise bu çocukların karşılaşacakları çatışmalara hazır olmadıklarını ifade ediyor. Sosyal zeka, doğuştan gelmez ve öğrenilebilir bir beceridir; bu yüzden eğitim sistemlerinin bu yönü güçlendirmesi gerekir.Medya ve çocuk güvenliği konusuna değinen Tarhan, medya şirketlerine çocukları korumaya yönelik yasal yükümlülükler getirilmesini öneriyor. Pandemi döneminin büyük kurbanlarının dijital bağımlılığa sürüklenecek çocuklar olduğuna işaret eden Tarhan, Avrupa’daki uygulamalara benzer önlemlerin Türkiye’de de acil olarak hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.Problemlerin çözümü konusunda önerisini net olarak ortaya koyan Tarhan, ailelerin ve okulların panik yerine ‘sessiz eğitim’e odaklanmasını istiyor. Olaylar, bir rehber öğretmen eşliğinde çocuklar arasında kendi aralarında çözülmeli ve bu süreçteproblem, o çocuğa hayat dersi ve fırsat eğitimi olarak gösterilmelidir. Gift olarak gördüğü bu yaklaşım, sosyal ve duygusal zekâyı güçlendirecek uzun vadeli bir stratejidir.Çocuklar üzerinde uygulanabilecek olumlu cezalar konusunda, zorbaya karşı topluma hizmet cezası gibi yöntemler öneriliyor. Bu tür uygulamalar, suçluluk ve pişmanlık duygusunu harekete geçirerek empati kurulmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, evde yok sayılan çocuklar konusunda Tarhan, sevgi eksikliği ile aşırı disiplinin biraraya geldiğinde çocukların kendilerini değersiz hissettiğini ve başkalarını ezerek ego tatmini sağlamaya çalıştıklarını belirtiyor. Bu bağlamda, çocuğun varlığının ve değerinin onaylanması, sağlıklı gelişim için temel koşullardan biri olarak öne çıkıyor.Sonuç olarak Tarhan, zorbalıkla mücadelede tek bir yol olmadığını, ancak iyiliğin yaygınlaşmasının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Zorbalığın yalnızca zarar verici bir davranış olmadığını, doğru yönlendirme ve destekle gençlerin yaşamlarında olumlu bir dönüşüm sağlayabileceğini ifade ediyor.
Sağlık
Yayınlanma: 03 Ekim 2025 - 02:24
Akran Zorbalığını Organize Eden Siber Savaşın Psikolojisi: Nevzat Tarhan'ın Değerlendirmesi
Akran zorbalığını organize eden siber savaşın psikolojisini Nevzat Tarhan’ın değerlendirmesiyle keşfedin: davranış, motivasyon ve etkili çözümler.
Sağlık
03 Ekim 2025 - 02:24









