Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, yapay zekâ ile iletişimin günlük yaşama sızmasıyla dostluk kavramının geleceğine dair kapsamlı bir değerlendirme yaptı. İnsanların duygularını anlama ve paylaşma kapasitesinin korunması gerektiğini vurgulayarak, yapay zekâ ile kurulan iletişimin potansiyel tehditlerini ele alıyor.Büyük veri çağında saklı olan ‘kovan zihni’ dediğimiz kolektif zihin ve belleğin birleşimiyle oluşan devasa bir veriler sistemi, yapay zekânın temelini oluşturuyor. Bu sistem, insanlığın bize miras bıraktığı bilgi ve deneyimleri içinde barındırıyor ve sade kez düşünecek olmayı bir adımla öteye taşıyabilecek kadar güçlü görünüyor.Güder, algoritmik arkadaşlık ile gerçek bir dostluk arasındaki farkı net biçimde ortaya koyuyor: Karşılıklı güven, empati ve ortak paylaşımlarla inşa edilen insan-insan bağları olmadan, birinin iç dünyasını tam anlamıyla paylaşması mümkün değildir. Dijital diyaloglar, bir şeyleri kaydeder ve ileride kullanıma hazır tutar; bu da özgün ve samimi bir muhabbetin doğasını zayıflatabilir. Böyle bir arkadaşlık türü, kişinin özel deneyimlerini silinmez şekilde saklar ve bu da güvenli bir sınır çizilmesini gerektirir.İlk aşamada güvenli bir destek sunabilir olsa da, yapay zekâ kısa vadede yalnızlığı hafifletebilirken uzun vadede gerçek bağları zayıflatabilir. Acil anlarda hızlı ve yargılamayan bir alan sunabilir; fakat kronikleşen bir dijital etkileşim, ruhsal ve sosyal becerilerin körelmesine yol açabilir. Bu durum, bireyin gerçek dünya iletişimini ve toplumsal aidiyet duygusunu sarsabilir.Güder’e göre, yalnızlığın kronikleşmesi, sosyal ilişkilerin dinamizmini ve toplum içindeki etkileşimleri zayıflatır. Simüle edilmiş bir arkadaşlık, kişiye özel altyapılar üzerinden kendini dönüştürürken, dış dünyayla kurulan ilişkileri giderek küçültebilir. Bu yüzden teknolojinin yönlendirmesinin insani değerleri gölgede bırakmaması için dikkatli ve ölçülü bir yaklaşım gerekiyor.Toplumsal bağın zayıflaması, dijital iletişimin kapitalist dinamiklerle birleşmesiyle daha görünür hale geliyor. İnsanlar arasındaki çıkarcı ilişkiler ve yüzeysel sohbetler, “boş yapma” olarak nitelendiriliyor ve bu, aidiyet duygusunu zayıflatıyor. Yapay zekâ ile etkileşimde bulunan birinin, gerçekten empati kuran ve karşılıklılık ilkesine dayanan ilişkileri sürdürmesi zorlaşabilir.Prof. Güder, yapay zekâyı “programlanmış bir yanıt mekanizması” olarak tanımlıyor. İnsan ilişkilerinde ise karşılıklı fedakârlık, ortak değerler ve paylaşılan acılar bulunur. Dolayısıyla algoritmik arkadaşlık ile insan-insan arkadaşlığı arasındaki uçurum, duygusal zenginliğin ve gerçek bağların yerine geçmez.Duysal derinlik ve paylaşılan kahkahaların yerini, bireyin kendi iç dünyasını sürekli yenileyen bir makineyle konuşmak alabilir. Bu durum, sosyal becerilerin körelmesine ve yalnızlığın kronikleşmesine zemin hazırlayabilir. Ancak yapay zekâ, kontrolsüz kullanımda olmayan bir yönlendirme ile dengeli bir şekilde kullanıldığında da bazı kişilere anlık destek sunabilir.Çözüm yine insanda yatar: teknolojiyi, insan ilişkilerini tamamen değiştirmek yerine onları güçlendiren bir köprü olarak kullanmak, dezavantajlı durumdakilere erişim ve dayanışma kanalları açmak için bir fırsattır. Elon Musk’ın sözleriyle uyumlu olarak, yüzü olmayan bir simulatif kabuk içindeki insan ruhu, yüzü olan gerçek ilişkilerle beslenmelidir.
Bilim ve Teknoloji
Yayınlanma: 23 Aralık 2025 - 12:36
Algoritmik Arkadaşlık ve İnsan İmgelemesi: Zihinler Arasındaki Sınırların Yeniden Çizilmesi
Algoritmik arkadaşlık ve insan imgelemesi: zihinler arasındaki sınırları yeniden çizen düşünce dolu bir keşif.
Bilim ve Teknoloji
23 Aralık 2025 - 12:36









