Bu sessizliğin en kritik adresi de Balıkesir Büyükşehir Belediyesi.
Ahmet Akın’ın aylardır koruduğu “şehrin abisi” profili, iş sahada dayanışma göstermeye geldiğinde ortada yok.
Dün Hakan Şehirli hırpalanırken aynı suskunluk…
Bugün Mesut Akbıyık baskı altındayken yine aynı sessizlik…
Bu artık tesadüf değil; bir yönetim refleksi eksikliği.
Üstelik konunun bir başka boyutu daha var:
Mesut Akbıyık bugün hedef gösterilirken haklı da olabilir, haksız da…
Ama her iki ihtimalde de abiliğin sorumluluğu değişmez.
Eğer Mesut Akbıyık haksızsa, Karesi’nin sorunları büyümeden şehrin büyüklerinin masaya oturup kulağının çekilmesi gerekir.
Kentin bir belediye başkanı hata yapıyorsa, onu yanlışından döndürmek Büyükşehir’in asli yükümlülüğüdür.
Eğer Mesut Akbıyık haklıysa, bugün yaşanan siyasi baskıya karşı dimdik durmak, hedef alınan başkanı korumak yine abiliğin sorumluluğudur.
Ama şu anda görünen manzara çok net:
AK Parti cephesi tüm birlikteliğiyle Akbıyık’ın üzerine yürürken, CHP’nin Büyükşehir yönetimi adeta uzaktan film izliyor. Sanki Karesi’deki kavga başka bir ilçenin, başka bir şehrin meselesiymiş gibi…
Oysa bu koltuklarda oturan hiç kimse bu makamları kendi ismiyle almadı.
Bu seçimi ne Hakan Şehirli kazandı ne Mesut Akbıyık ne de Ahmet Akın’ın kişisel rüzgârı…
Bu seçimi CHP seçmeninin iradesi kazandırdı; koltuklar da bu iradenin emanetidir.
Ve bugün o emanete yakışan şey, sessizlik değil, izlemek değil, sahiplenmektir.
Karesi ateş altındayken Büyükşehir’in bu kadar geride durması ne siyaseten açıklanabilir ne de idari olarak kabul edilebilir.
Bir şehrin büyüğü, kardeşi sıkıntıdayken gölgeye çekilen değil; nerede duracağını bilen kişidir.
Balıkesir’in bugün beklediği tam olarak budur:
Abiliğin gereği olan tavır, net tavır.









