Belém’de gerçekleşen COP30 İklim Zirvesi, giderek büyüyen iklim tehdidi karşısında ülkelerin somut adımlara yönelmesini sağlayamayan bir tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. TEMA Vakfı, zirvede ilan edilen temasını hatırlatarak, fosil yakıtlardan çıkış, emisyonları düşürme ve adil iklim finansmanı konularında bağlayıcı kararların alınamadığını vurguladı.Deniz Ataç, COP sürecine dair değerlendirmesinde, bilimsel verilerin iklim krizinin etkilerini net biçimde gösterdiğini ancak COP30’un sonuçlarında ülkelerin gerekli adımlardan kaçınmaya devam ettiğini ifade etti. Fosil yakıt lobilerinin zirve sürecini belirleyici bir rol oynaması ise çözüm odaklı ilerlemeyi gölgeledi.Mutirão metninin çıktıları, petrol ve gaz üreticisi ülkelerin baskısıyla fosil yakıt ifadelerinin metinden çıkarılmasıyla küresel mücadelede yeni bir yol haritası sunamadı. Bu durum, enerji sistemlerinde fosil yakıtların hızla terk edilmesi kararının bile zirve öncesi seviyeye gerilediğini gösterdi. Ataç, fosil yakıt lobilerinin etkisinin kabul edilemez olduğunu belirtti.Ulusal Katkı Beyanları’ndaki mevcut tablo, iklim müzakerelerinin geldiği noktayı kaygı verici biçimde işaretledi. Birleşmiş Milletler’in analizine göre yeni NDC’ler, 2035’e kadar küresel emisyonlarda yalnızca yüzde 12’lik bir düşüş öngörüyor; bilim insanları ise bu oranın en az yüzde 60 olması gerektiğini söylüyor. Türkiye’nin NDC 3.0 olarak sunduğu hedeflerin de benzer bir mantık hatası taşıdığı ifade ediliyor. Ataç şu açıklamayı yaptı: 2035 için öngörülen emisyon azaltımı yaklaşık 1,1 milyar ton CO₂e iken, hedefin kamuoyuna yanlış yansıtıldığına dikkat çekti.İklim finansmanı konusunda zirvede kaydedilen ilerleme yetersiz kaldı. Küresel Güney’in uyum için 2035’e kadar yılda yaklaşık 300 milyar dolar talebine karşılık COP30’da 120 milyar dolar düzeyinde bir finansman belirlendi ve hedefler 2030’dan 2035’e ertelendi. Ataç, uyum için gerekli finansmanın gecikilmesinin krize karşı sorumlulukların da ertelenmesi anlamına geldiğini vurguladı.Adil geçiş çağrılarının metinde karşılık bulmaması, Afrika ve Küresel Güney ülkelerinin kritik minerallerin çıkarılmasına ilişkin güvenlik risklerini metne ekleme talebini de sonuçsuz bıraktı. Çin ve Rusya’nın itirazlarıyla bu bölüm metinden tamamen çıkarıldı. Enerji dönüşümünün adil geçiş ilkesiyle uyumlu olması gerektiğini söyleyenler için bu durum ciddi bir zafiyet olarak değerlendiriliyor. Zirve boyunca yerli topluluklar ve sivil toplum örgütleri, fosil yakıtlardan çıkış ve Amazon’u koruma yönünde baskılarını sürdürdü; ancak bu talepler bağlayıcı kararlarla nihai metne dönüştürülemedi. COP31 için Türkiye’nin ev sahipliği görevi üstlenmesi, gelecek yıl Antalya’da yapılacak zirvenin önemli bir dönüştürücü fırsat olabileceğini gösteriyor. Ataç, yatırım yapılmadan gerçek iklim politikalarının hayata geçirilemeyeceğini belirtti ve COP31 için umut verici bir adım olacağını söyledi.Sonuç olarak, COP30 boyunca fosil yakıt lobilerinin etkisi hissedilirken, adil geçiş ve finansman konularında somut ilerleme kaydedilmedi. Gecikmelerin artık sürdürülebilir bir yol olmadığını söyleyen TEMA Vakfı, 2026’daki zirvede Antalya’da güçlü bir dönüşümün tam olarak hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Gündem
Yayınlanma: 23 Aralık 2025 - 06:00
COP30 Analizi: Fosil Yakıt Lobilerinin Gölgesinde Yetersiz Taahhütler ve Adil Enerji Dönüşümü Eksikliği
COP30 analizinde fosil yakıt lobileri ve yetersiz taahhütler; adil enerji dönüşümünün eksikliği ve küresel etkileri kısa ve etkileyici bir özet.
Gündem
23 Aralık 2025 - 06:00








