İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nün Dünya Diyabet Günü etkinliği kapsamında düzenlenen konferansta, diyabetin beslenme ilişkileri ve genetik etkileri ele alındı. Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, Türkiye’nin diyabet tablosunu TURDEP I ve II verileriyle değerlendirerek son on yılda prevalansın önemli ölçüde arttığını vurguladı; mevcut çalışmalara göre ülke genelinde diyabet yaygınlığı yaklaşık %17-18 civarında seyrediyor ve her beş kişiden birinin diyabetli olabileceğini belirtti. Ayrıca Türkiye’nin bu alanda Rusya ve Almanya’nın ardından üçüncü sırada olduğuna dikkat çekti. Etkinlikte, “Diyabet, Beslenme ve Genetik” odaklı oturumlarda, Tip 2 Diyabet ile ilişkili güncel genetik araştırmalar ve tedavi yaklaşımları masaya yatırıldı. Prof. Dr. Alphan, Diyabet ve Beslenme arasındaki ilişkiyi özetlerken, uygun bakım ve refahın erişilebilirliğinin önemine vurgu yaptı. Dünya Diyabet Günü’nün bu yılki temasının “Diyabet Bakımına Erişim: Şimdi Değilse Ne Zaman?” olması, diyabetlilerin günlük yaşamlarındaki öz-yönetim süreçlerini desteklemenin gerekliliğini hatırlattı. “Diyabet yönetiminde sadece kan şekeri odaklı yaklaşım yeterli değildir.” diye belirten Alphan, obezitenin Tip 2 Diyabet’e giden yolda en kritik risklerden biri olduğunun altını çizdi. Türkiye’de Tip 2 diyabet tanısı konulan hastalarda obezite oranının yüksek olduğunu ifade eden konuşmacı, yaşam tarzı değişikliklerinin ve bütüncül bir yaklaşımın diyabetin kontrolünde hayati olduğuna dikkat çekti. Egzersiz, dengeli beslenme, sigara ve alkol kullanımının azaltılması ile uyku düzenine özen göstermek gibi etkenler, tedavi sürecinin ayrılmaz parçaları olarak öne çıktı. Konferansta ayrıca Kişiselleştirilmiş Tıp alanındaki gelişmelerin, Türkiye’de son beş yılda özellikle kanser ve kronik hastalıklar bağlamında hız kazandığına dikkat çekildi. Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Belgin Süsleyici, CRISPR ve farmakogenetik temelli çalışmalarla Tip 2 diyabette gen tedavileri ve ilaç tedavilerinin kişinin genetik profiline göre planlanabileceğini söyledi. Ülke genelinde bu alanda kurulan merkezlerin, genetik analizler yaparak bireyselleştirilmiş tedavi olanaklarını mümkün kıldığı belirtildi. Dünya genelindeki veriler ise diyabetin sadece sayıca değil, etki alanı ve tedavi ihtiyaçları açısından da hızla büyüdüğünü gösteriyor. IDF’nin tahminleri 2050’de 853 milyon diyabetli öngörüsünü içeriyor; 2000–2025 arasındaki dönemde hayli yüksek bir artış kaydedildi. Türkiye’de 1998 ile 2010 arasında TURDEP I-II çalışmaları, diyabetli sayısının %7,2’den %13,7’ye yükseldiğini ortaya koyarken, mevcut dönemde görülen %17-18 civarında prevalans, ülkedeki sağlık politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini düşündürüyor. Sonuç olarak, diyabetle mücadelede sadece şeker kontrolü yeterli değildir. Danışmanlık, eğitim, yaşam biçimi değişiklikleri ve genetik faktörleri gözeten kişiye özel tedavi planlarının entegrasyonu, bireylerin yaşam kalitesinin iyileştirilmesi için kritik rol oynuyor. Bu doğrultuda multidisipliner yaklaşımlar ve toplum sağlığı odaklı politika adımları, gelecekteki başarıların anahtarı olacak gibi görünüyor.
Sağlık
Yayınlanma: 27 Aralık 2025 - 13:00
Diyabet ve Beslenme: Genetik Faktörlerle Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar ve Küresel Trendler
Diyabet ve beslenmede genetik faktörlerle kişiselleştirilmiş yaklaşımlar ve küresel trendler hakkında kapsamlı, kolay anlaşılır bir rehber.
Sağlık
27 Aralık 2025 - 13:00









