Plastik poşetlerin çevre kirliliğinin temel nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı ve Çevresel Risk Yönetimi Teknikerliği Programı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, önleyici yaklaşımın kaynağında atık üretimini azaltmaya odaklandığını belirtti. Yeniden kullanılabilir çantaların tercih edilmesinin doğal kaynakları koruduğunu, sera gazı emisyonlarını düşürdüğünü ve sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağladığını vurguladı.
Dünya Plastik Poşet Kullanmama Günü, her yıl 3 Temmuz’da farkındalık yaratmayı ve tek kullanımlık plastik nedenli olumsuz etkileri öne çıkararak sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını desteklemeyi amaçlıyor. Ateş, bu özel gün vesilesiyle poşetlerin kullanım ömrünün sınırlı olmasına rağmen doğada yüz yıllarca kalabildiğine işaret ederek çevresel etkilerinin uzun yıllar sürebileceğini söyledi.
Plastik kirliliğinin kaynağında önlenmesi gerektiğini belirten Ateş, poşetlerin uygun şekilde yönetilmediğinde kara ve deniz ekosistemlerinde biriktiğini, biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini ve mikroplastiklere dönüşerek çevre döngülerine karıştığını ifade etti. Geri dönüşümden çok atığın oluşumunu önlemenin temel hedef olması gerektiğini ekledi.
Bez çanta, file çanta ve uzun ömürlü alışveriş çantalarının tercih edilmesiyle doğal kaynak tüketiminin azaldığını belirten Ateş, bu yaklaşımın döngüsel ekonomi uygulamalarını da desteklediğini dile getirdi.
Mikroplastik sorunu son yıllarda küresel ölçekte çevre ve halk sağlığı için önemli bir tehdit olarak öne çıkıyor; plastik poşetler bu kirliliğin önemli ikincil kaynakları arasında yer alıyor. Güneş ışığı, sıcaklık değişimleri ve fiziksel aşınma poşetleri mikroplastiklere dönüştürüyor ve bu parçacıklar okyanuslardan içme suyuna kadar geniş bir yelpazede tespit ediliyor. Mikroplastiklerin gıda zincirine girdiği ve bazı bilimsel çalışmaların insan dokularında da rastlandığını gösterdiğini söyledi.
Sağlık etkileriyle ilgili bulgular henüz netleşmemiş olsa da inflamasyon ve oksidatif stres gibi potansiyel biyolojik etkiler üzerinde duruluyor; araştırmalar devam ediyor.
Ücretli poşet uygulamasının 2019’da yürürlüğe girmesiyle tüketici davranışlarında değişim görüldüğünü belirten Ateş, 2019-2025 aralığında plastik poşet kaynaklı atık oluşumunun önemli ölçüde azaldığını ve ülke ekonomisine milyarlarca lira değerinde katkı yapıldığını, sera gazı emisyonlarında da tasarruf sağlandığını vurguladı. Ancak bu tek araç olmadığını, çevre eğitimi, etkili atık yönetimi ve güçlendirilmiş geri dönüşüm altyapısının da gerekli olduğunu sözlerine ekledi.
Günlük yaşamda yapılacak basit tercihlerle poşet kullanımını azaltmanın mümkün olduğunu ifade eden Ateş, bez ve file çantaların yaygınlaştırılması, alışverişe önceden hazırlanılarak mevcut poşetlerin tekrar kullanılması ve gereksiz ambalaj tüketiminden kaçınılmasının kayda değer farklar yaratacağını belirtti.
Ateş, Dünya Plastik Poşet Kullanmama Günü’nün bireysel davranış değişikliklerinin topluma büyük ölçekte çevresel kazanımlar sağlayabileceğini hatırlattı ve ekledi: Her alışverişte yeniden kullanılabilir bir çanta tercih etmek sadece bir poşetten vazgeçmek değildir; doğal kaynakların korunması, mikroplastik oluşumunun azaltılması ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sunar. Sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşması ise bireysel tercihlerle mümkündür.”
Dünya Plastik Poşet Kullanmama Günü, her yıl 3 Temmuz’da farkındalık yaratmayı ve tek kullanımlık plastik nedenli olumsuz etkileri öne çıkararak sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını desteklemeyi amaçlıyor. Ateş, bu özel gün vesilesiyle poşetlerin kullanım ömrünün sınırlı olmasına rağmen doğada yüz yıllarca kalabildiğine işaret ederek çevresel etkilerinin uzun yıllar sürebileceğini söyledi.
Plastik kirliliğinin kaynağında önlenmesi gerektiğini belirten Ateş, poşetlerin uygun şekilde yönetilmediğinde kara ve deniz ekosistemlerinde biriktiğini, biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini ve mikroplastiklere dönüşerek çevre döngülerine karıştığını ifade etti. Geri dönüşümden çok atığın oluşumunu önlemenin temel hedef olması gerektiğini ekledi.
Bez çanta, file çanta ve uzun ömürlü alışveriş çantalarının tercih edilmesiyle doğal kaynak tüketiminin azaldığını belirten Ateş, bu yaklaşımın döngüsel ekonomi uygulamalarını da desteklediğini dile getirdi.
Mikroplastik sorunu son yıllarda küresel ölçekte çevre ve halk sağlığı için önemli bir tehdit olarak öne çıkıyor; plastik poşetler bu kirliliğin önemli ikincil kaynakları arasında yer alıyor. Güneş ışığı, sıcaklık değişimleri ve fiziksel aşınma poşetleri mikroplastiklere dönüştürüyor ve bu parçacıklar okyanuslardan içme suyuna kadar geniş bir yelpazede tespit ediliyor. Mikroplastiklerin gıda zincirine girdiği ve bazı bilimsel çalışmaların insan dokularında da rastlandığını gösterdiğini söyledi.
Sağlık etkileriyle ilgili bulgular henüz netleşmemiş olsa da inflamasyon ve oksidatif stres gibi potansiyel biyolojik etkiler üzerinde duruluyor; araştırmalar devam ediyor.
Ücretli poşet uygulamasının 2019’da yürürlüğe girmesiyle tüketici davranışlarında değişim görüldüğünü belirten Ateş, 2019-2025 aralığında plastik poşet kaynaklı atık oluşumunun önemli ölçüde azaldığını ve ülke ekonomisine milyarlarca lira değerinde katkı yapıldığını, sera gazı emisyonlarında da tasarruf sağlandığını vurguladı. Ancak bu tek araç olmadığını, çevre eğitimi, etkili atık yönetimi ve güçlendirilmiş geri dönüşüm altyapısının da gerekli olduğunu sözlerine ekledi.
Günlük yaşamda yapılacak basit tercihlerle poşet kullanımını azaltmanın mümkün olduğunu ifade eden Ateş, bez ve file çantaların yaygınlaştırılması, alışverişe önceden hazırlanılarak mevcut poşetlerin tekrar kullanılması ve gereksiz ambalaj tüketiminden kaçınılmasının kayda değer farklar yaratacağını belirtti.
Ateş, Dünya Plastik Poşet Kullanmama Günü’nün bireysel davranış değişikliklerinin topluma büyük ölçekte çevresel kazanımlar sağlayabileceğini hatırlattı ve ekledi: Her alışverişte yeniden kullanılabilir bir çanta tercih etmek sadece bir poşetten vazgeçmek değildir; doğal kaynakların korunması, mikroplastik oluşumunun azaltılması ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sunar. Sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşması ise bireysel tercihlerle mümkündür.”








