Dünya genelinde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıklarına karşı en etkili ve ulaşılabilir koruma yöntemlerinden biri yürüyüştür. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin haftalık 150-300 dakika arasında orta şiddetli fiziksel aktivitede bulunmalarını tavsiye ediyor. Ancak uzmanlar, özellikle 35 yaş sonrası dönemde ve uzun süre hareketsiz kalan bireylerde, yürüyüşün sadece süresinin değil, temposu ile çevresel koşullarının da hayati önem taşıdığını vurguluyor.Risk Faktörlerinizi TanıyınAcıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, 4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü kapsamında yaptığı açıklamada, yürüyüşe başlamadan önce bireyin kendi sağlık profilini bilmesi gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Turfan, “35 yaşından sonra değişen şey yürüyüşün kuralları değil, kişinin kendi risklerini daha iyi tanımasının önemidir” diyerek şu uyarılarda bulundu: “Uzun süredir egzersiz yapmıyorsanız, sigara kullanıyorsanız, hipertansiyon, diyabet veya kolesterol yüksekliğiniz varsa ya da ailenizde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunuyorsa yürüyüş programına başlamadan önce sağlık durumunuzun değerlendirilmesi önemlidir.” Bilinen bir rahatsızlığı olanların ise mutlaka hekim kontrolünde hareket etmeleri gerektiği belirtiliyor.Isınma ve Soğuma Süreçlerini İhmal EtmeyinYürüyüşe başlarken aniden yüksek tempoya geçmek, kalp ve dolaşım sistemi üzerine gereksiz yük bindirebilir. İlk 5-10 dakikayı vücudu ısıtmak için daha düşük tempoda geçirmek ve yürüyüşü bitirirken de tempoyu kademeli olarak düşürmek, özellikle kalp-damar hastaları için kritik bir öneme sahiptir.Doğru Tempo İçin 'Konuşma Testi'İdeal yürüyüş hızını ayarlamak için nabız takibi zorunlu değildir. Bunun yerine ‘konuşma testi’ yöntemini öneren Prof. Dr. Murat Turfan, şu yöntemi paylaşıyor: “Orta tempolu bir yürüyüşte konuşabilir, ancak uzun cümleleri rahatça söylemekte zorlanırsınız. Konuşamayacak kadar nefes nefese kalıyorsanız temponuz fazla yüksek olabilir.”Sürdürülebilir Bir Düzen OluşturunHaftada bir gün yapılan uzun süreli yürüyüşler yerine, fiziksel aktiviteyi haftaya yaymak kalp sağlığını daha fazla destekler. Uzmanlar, haftalık 150 dakikalık aktivite hedefine ulaşmak için bu sürenin bölünerek (örneğin günde 10-15 dakikalık periyotlarla) tamamlanabileceğini belirtiyor. Ayrıca, ağır yemeklerden hemen sonra yürüyüş yapmaktan kaçınılması ve aşırı sıcak veya çok soğuk hava koşullarında kalp hastalarının daha tedbirli olması gerektiği hatırlatılıyor.Hangi Belirtiler Ciddiye Alınmalı?Yürüyüş esnasında vücudun verdiği sinyaller dikkatle izlenmelidir. Prof. Dr. Murat Turfan, şu durumlarda yürüyüşün derhal bırakılması gerektiğini vurguluyor: “Yürüyüş sırasında göğüste baskı veya sıkışma; kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrı, alışılmadık nefes darlığı; belirgin çarpıntı; baş dönmesi; soğuk terleme veya bayılacak gibi olma hissi gelişirse yürümeye devam edilmemelidir.”
Belirtilerin kısa süreli olsa dahi tekrarlaması durumunda doktora başvurulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Turfan, sözlerini şu şekilde noktalıyor: “Unutmayın, yürüyüşün amacı sınırlarınızı zorlamak değil, sağlığınızı güvenli ve düzenli hareketle desteklemektir.”
Sağlık
Yayınlanma: 02 Ekim 2026 - 12:51
Kalp Sağlığını Korumak İçin Yürüyüş Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Kalp ve damar hastalıkları dünya genelinde ölüm nedenleri arasında başı çekerken, günlük yaşama kolayca dahil edilebilen yürüyüş bu riski azaltmada önemli rol oynuyor.
Sağlık
02 Ekim 2026 - 12:51









