Balıkesirspor, yeni sezona fırtına gibi bir başlangıç yaparak Bucaspor karşısında aldığı 4-1’lik net ve görkemli galibiyetle taraftarına büyük bir gurur yaşattı. Sahadaki hırs, organize oyun ve tribünleri ayağa kaldıran birbirinden güzel goller lige muhteşem bir girişin habercisi oldu. Ancak sahadaki bu göz kamaştıran futbolun gölgesinde kalan ve dikkatli gözlerden kaçmayan acı bir detay, tarihi galibiyetin ardından derin bir burukluk yarattı. Kırmızı-beyazlılar, ligin ilk maçına formalarında göğüs sponsoru olmadan, formanın en kıymetli yeri bomboş şekilde çıktı.
Yarım asrı aşan şanlı tarihi, Süper Lig görmüş mazisi ve binlerce tutkulu taraftarıyla bu ülkenin en köklü kulüplerinden biri olan Balıkesirspor’un göğsünün boş kalması, yalnızca sportif bir eksiklik değil, topyekûn bir şehir ayıbıdır. Bu tablonun faturasını sadece mevcut kulüp yönetimine veya kulüp başkanına kesmek kolaycılıktan öteye geçmez. Bir futbol takımı, temsil ettiği kentin vitrini, markası ve dışarıya açılan en büyük birleştirici gücüdür. Dolayısıyla o formadaki boşluk, kulübün değil, koskoca bir şehrin ortak sorumluluğudur.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanına ihracat yapan, ülke ekonomisine yön veren, sanayide ve tarımda devleşen onlarca Balıkesirli holding ve köklü marka bulunmaktadır. Bu topraklardan kazanan, bu kentin adıyla büyüyen dev işletmelerin varlığında, şehrin en büyük markasının sahipsiz kalması kabul edilemez bir çelişkidir. Ticaret odalarından sanayi kuruluşlarına, yerel idarecilerden sivil toplum örgütlerine kadar herkesin şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekir. Formaya sponsor olmak bir lütuf veya hibe değil; bu kentin prestijine, gençliğine ve ortak hafızasına sahip çıkmaktır.
Futbolcular sahada formalarının hakkını terlerinin son damlasına kadar verip şehre 4 gollü bir festival armağan ederken, saha dışındakilerin sessizliğe bürünmesi bu armaya haksızlıktır. O göğüs reklamı alanı, Balıkesir’in ekonomik gücüne ve potansiyeline yakışmayacak kadar yalnız kalmıştır. Artık kenardan izleme ve mazeret üretme dönemi sona ermelidir; şehrin önde gelen tüm dinamikleri vakit kaybetmeden bir araya gelmeli ve o kutsal armanın altını layıkıyla doldurmalıdır.








