Bir düşünce programı, Zeytinburnu Kültür Sanat’ta sanatın insan bilincinin taşması biçimi olarak ele alınışını sürdürüyor. Uğur Polat’ın yönettiği söyleşiler dizisinde Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatın kökenini ve tarihsel bağlamını mercek altına alarak sanatın üretimden öte bir taşma formu olduğuna dikkat çekiyor. İlk oturumda, Sanat ve Felsefe başlığı altında sanatın niteliğini ve kaynaklarını tartışan konuklar, bu karmaşık ilişkilere yeni bir bakış sunuyorlar. Programın adımları, materyalizm ile idealizm arasındaki felsefi gerginliği aşmaya çalışırken, sanatın bilincin ve beyinle olan bağına dair geleneksel dogmaları sorguluyor. Haşlakoğlu, serebral kavramını beyinsel bir taşma olarak okumanın, indirgemeci yaklaşımları reddetmenin ve bilinç ile beyin arasındaki farkları göz önünde bulundurmanın önemini vurguluyor. Bilinç başlı başına alınması gereken bir referans olarak öne çıkarken, beyin = bilinç değildir ve bu ikili arasındaki etkileşim, sanatın nasıl ortaya çıktığını anlamada kilit rol oynuyor. İnsan bir sınır varlık kavramı üzerinden konuşan Haşlakoğlu, mimetik bilincin insanı tanımlamada hangi yönleri öne çıkardığını açıklıyor. Sınır kavramını bir araya getiren ve ayıran dinamikler olarak gören düşünür, bu sınırların hem birlikteliği hem de ayrıcalığı beraberinde getirdiğini belirtiyor. İnsan ve toplumsal ilişkilerde sınırların dost ve düşmanlık hissini iç içe geçirdiğini, bu durumun yalnızca uluslararası ilişkilerle sınırlı olmadığını vurguluyor. Kişi ve kıtaların birbirine yakın olduğu, dost ile düşmanın aynı anda var olduğu bu dinamikler, sanatın anlamını yeniden kurmaya yardımcı oluyor. Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA)
Kültür-Sanat
Yayınlanma: 18 Aralık 2025 - 08:48
Serebral Taşma: Sanatın Mimetik Bilinçle Buluşması ve Sınır Kavramı
Serebral Taşma: Sanatın mimetik bilinçle buluşması ve sınır kavramını keşfeden derin, akıcı bir meditasyon.
Kültür-Sanat
18 Aralık 2025 - 08:48






