Bir akademisyen olarak Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç süreçlerini nasıl dönüştürdüğünü ve bunun getirdiği siber güvenlik ile insan hakları ekosistemindeki riskleri masaya yatırdı. Denetimsiz algoritmaların, uygun denetim ve hesap verebilirlik olmadan potansiyel hak ihlallerine yol açabileceğini vurguladı; yapay zekânın göçte verimlilik sağladığını kabul etmekle birlikte, güvenilirlik eksikliği durumunda bunun sorunlar doğurabileceğini belirtti.Günümüzde yapay zekâ destekli sistemler, sınır güvenliğinden biyometrik kimlik doğrulamaya kadar pek çok alanda kullanılıyor. Ancak uygulanış biçimindeki şeffaflık ve denetim eksikliği, ayrımcılık ve veri ihlalleri gibi riskleri de beraberinde getiriyor. Kaya, Türkiye ve dünya örneklerini hatırlatarak, göç yönetiminin neredeyse tüm aşamalarında bu teknolojilerin yer aldığını ifade etti.Türkiye’deki mevcut altyapılar GöçNet, 5,5 milyon yabancının kaydını tutarken çok sayıda kamu kurumu ile entegre çalışıyor. YİMER 157 çağrı merkezi ise çok dilli yapay zekâ destekli konuşma tanıma sistemiyle hizmet veriyor. Milli Biyometrik Parmak İzi Sistemi sayesinde ülke, kendi biyometrik algoritmasını geliştiren nadir ülkelerden biri konumunda. Uluslararası arenada Frontex drone izleme, ABD’nin otonom gözetim kuleleri ve plaka tanıma gibi uygulamalar dikkat çekiyor. Kaya, kayıp kimlik belgelerinin ve kayıt süreçlerindeki hataların, insani yardımlar ile entegrasyon süreçlerini derinden etkileyebileceğini belirtti.Algoritmik tarafsızlık ve ayrımcılık riskleri Yapay zekânın en büyük sorunlarından biri, yüz tanıma ve benzeri sistemlerde görülen potansiyel ayrımcılıktır. Özellikle koyu tenli bireylerde hata oranlarının yüksekliği ve bazı ülkelerde belirli vatandaşlık gruplarının otomatik olarak daha yüksek riskli sınıflandırılmasının, adil olmayan sonuçlara yol açabileceğini vurguladı. Türkiye özelinde Milli Biyometrik Sisteminin yüksek hassasiyet ve doğruluk oranlarına işaret etmekle birlikte, bu rakamların bağımsız denetimden geçtiğinin kamuoyuyla paylaşılmadığını söyledi. Bu nedenle, beyan edilen bilgilerin doğruluğunu teyit edemeyen biyometrik sistemlerin, yalnızca benzer kayıtlar üzerinden doğrulama yapabildiğini belirtti.Biyometrik verilerin taşıdığı geri dönüşü olmayan riskler Kaya, biyometrik verilerin siber güvenlik açısından kırılgan olduğunu; şifreler değiştirilebilirken parmak izi ya da yüz geometrisinin yenilenemeyeceğini ifade etti. 2022 yılında ABD Göçmenlik Dairesi’nin sitesinde yaşanan bir hata sonucunda sığınmacıların bilgilerinin herkesin erişimine açık hale gelmesi gibi örnekler, kaygıyı artırıyor. Ayrıca verilerin merkezi depolama yapıları ve taşeron şirketler üzerinden sızdırılma riskinin de yüksek olduğuna değindi. Özellikle çok uluslu işbirlikleri ve paylaşımların, verinin güvenliğini etkileyen önemli faktörler olduğuna dikkat çekti.Uluslararası hukuk ve düzenleyici zorluklar Avrupa Birliği’nin yapay zekâ düzenlemeleri göç ve iltica uygulamalarını yüksek riskli kategoride değerlendirirken, bazı yasaklı teknolojilere hala izin verildiğini hatırlattı. Sığınmacılar için bireysel değerlendirme gerektiren karar süreçlerinin, genel güvenlik önlemlerinin gerisinde kalabileceğini ifade etti. Gelecekte, sahte belge üretimi ve biyometrik verilerin farklı sistemlerle entegre edilmesi gibi konuların göç politikalarını daha belirgin biçimde etkileyeceğini söyledi.Gelecek için öngörüler ve çözümler Kaya, sahte belgelerin üretiminin artması, büyük dil modellerinin iltica süreçlerinde kullanılması ve biyometrik veritabanlarının birbirine bağlanmasının önemli trendler olduğunu belirtti. Avrupa Birliği’nin Birlikte Çalışabilirlik Çerçevesi ile çok sayıda biyometrik veritabanının entegre hâle geleceğini, Türkiye’de Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü ve Milli Biyometrik Sisteminin de bu alandaki kapasitesini güçlendireceğini söyledi. Ayrıca İstanbul Havalimanı’nın biyometrik sistemlerle kağıtsız, temassız seyahat deneyimini test ettiği ve bazı havacılık girişimlerinde yüz tanıma ile işlemlerin hızlandığını aktardı. Ulusal Yapay Zeka Stratejisi kapsamında hedeflenen yapay zekâ uzmanı ve girişim sayılarının da bu alanı destekleyeceğini sözlerine ekledi.Sonuç olarak Yapay zekâ göç süreçlerinde idarelerin işini kolaylaştırsa da güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan potansiyel hak ihlallerinin kapısını aralıyor. En kritik soru ise teknolojinin hızına oturacak uygun denetim ve hukuk mekanizmalarının nasıl gelişeceğidir.
Bilim ve Teknoloji
Yayınlanma: 23 Mart 2026 - 07:48
Yapay Zeka ve Göç Yönetiminde Güvenlik, Şeffaflık ve İnsan Hakları Üzerine Değerlendirme
Yapay zeka ile göç yönetiminde güvenlik, şeffaflık ve insan haklarını değerlendiriyoruz; teknolojinin insani yaklaşımı ve adil uygulamaları üzerinde duruyor.
Bilim ve Teknoloji
23 Mart 2026 - 07:48









