Geçmişin ışıkları sönmüş Yeşilçam Sokağı, bugün yalnızlıkla ve unutulmuşlukla konuşuyor. Şöhretin parlaklığı geride kaldı; geriye yalnızca sessiz bir anı kalıyor. Bu sessizliğin ortasında genç bir avukat, kararlı adımlarla yürümeyi seçiyor. O kişinin adı Onur Yağışan.Kars’ta öğretmen bir anne ve babanın çocuğu olarak doğan Yağışan, disiplin, çalışkanlık ve vicdanla büyüdü. 2020’de Hukuk Fakültesi’nden mezun olup aynı yıl avukatlığa adım attı. Kısa sürede önemli davalarda başarılar elde etti; ancak onu diğerlerinden ayıran en belirgin yön, hukuku sadece maddi bir kazanç kapısı olarak görmemesi, bu mesleği bir duruş ve vicdan meselesi olarak kabul etmesiydi.YEŞİLÇAM BİR SEVDA DEĞİL, BİR HAFIZA—Yağışan’ın yolu Yeşilçam Sokağı’na düştüğünde karşılaştığı manzara, hayatında kırılma anları yarattı. Bir döneme damga vurmuş oyuncuların ve set emekçilerinin bugün yaşadığı yalnızlık ve zorluklar onu derinden etkiledi. Eskiden milyonları güldüren ve ağlatan isimler, şimdi zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyordu; bu durum Yağışan’ı harekete geçirdi. Karşılıksız bir çaba ile bazı Yeşilçam emekçilerinin hukuki süreçlerine destek olmaya karar verdi. Davalarına girdi, dertlerini dinledi ve yanlarında oldu.‘Ben mesleğimi sadece para kazanmak için değil, vicdanımı rahat ettirmek için yapıyorum’ diyen Yağışan, bu yaklaşımıyla Yeşilçam emekçileri için güvenilir bir isim hâline geldi.YEŞİLÇAM HUZUREVİ, BİR SOSYAL PROJEDEN FAZLASIYağışan’ın yoğunlaştığı projelerden biri olan Yeşilçam Huzurevi, yalnız ve imkânsızlıklar içinde yaşayan emekçiler için kalıcı bir çözüm arayışını temsil ediyor. Amaç, yıllarca aynı setlerde birlikte çalışma ve aynı hayalleri paylaşmış insanları, dayanışma içinde yeniden bir araya getirecek bir yuva kurmak. İş insanları ve devletin desteğiyle hayata geçmesi planlanan bu proje, Yeşilçam’a olan vefanın somut bir karşılığı olarak görülüyor.“Hey Gidi Yeşilçam” adıyla çıkan ve aylar süren saha çalışması, röportajlar ile arşiv taramaları sonucunda şekillenen kitap da bu bağlılığı sürdürmenin kalıcı bir yoludur. Kitap, Yeşilçam’ın yalnızca şaşaa dolu yıllarını değil, çöküşünü, unutuluşunu ve kameraların arkasındaki acı gerçekleri de gözler önüne seriyor. Bu eser, bir hatıratın ötesinde, döneme dair güçlü bir tanıklık olarak nitelendiriliyor.SANAT, SPOR VE DİSİPLİNLE YOĞRULAN BİR HAYATYağışan için hayat, sanatı ve sporu da kapsayan zengin bir dengedir. Beş yaşından beri bağlama çalan, müziği terapi gibi kullanan, on yıl boyunca kick boks yapan ve satrançta üniversite birinciliğine ulaşan Yağışan, disiplin ve sabrın hem meslekte hem hayatta vazgeçilmez olduğuna inanır. “BEN SADECE AVUKAT DEĞİLİM, VEFA BORCUMU ÖDÜYORUM” diyen Yağışan için Yeşilçam, ülkenin ortak hafızasıdır. Ona sahip çıkmayan bir toplumun geleceğini korumanın imkânsız olduğunu savunur. Kendini yalnızca bir avukat olarak değil, vefa borcunu ödemeye çalışan bir insan olarak görür. Belki de Yeşilçam Sokağı’ndaki sessizlikte hâlâ yankılanan vicdan sesi, onun adımlarında kendini gösterir. Hey gidi Yeşilçam…
Kültür-Sanat
Yayınlanma: 05 Nisan 2026 - 08:00
Yeşilçam'ın Sessizliği ve Vicdanın Sesi: Onur Yağışan'ın Anlatısı
Yeşilçam'ın sessizliği, vicdanın sesiyle buluşuyor: Onur Yağışan'ın etkileyici anlatısıyla hayatın özünü keşfedin.
Kültür-Sanat
05 Nisan 2026 - 08:00








