Acıbadem Üniversitesi’nin sinir bilimi güncel dinamiklerini bir araya getiren ve Uluslararası katılımla düzenlenen ACU NeuroConnect sempozyumu, GEMSTONE Projesi desteğiyle bu yıl ilk kez gerçekleştirildi. Genç araştırmacılarla alanın önde gelen isimlerini aynı platformda buluşturan topluluk, ağ temelli nörobilimin öne çıkan başlıklarını ve ileri teknolojilerin klinik uygulamalarını masaya yatırdı.Etkinliğin bilimsel çerçevesini oluşturan Prof. Dr. Filiz Onat, beynin artık birbirinden bağımsız bölgelerden oluşmadığını; dinamik bir iletişim ağı olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşımın öğrenme, hafıza ve duygu durumları üzerindeki bozuklukların anlaşılmasında devrim niteliğinde olduğunu ifade etti. Ayrıca yapay zeka ve büyük veri analiziyle nörobilimin sınırlarının genişlediğine dikkat çekti: “Yapay zeka, beynin işleyişini çözmede bizi destekleyen bir araç; bu, nörobilimin yerini almakla kalmayıp, yeni bakış açıları sunuyor.”GEMSTONE Projesi ise epilepsi ve nörodejeneratif hastalıkların nörogelişimsel yönlerini merkeze alıyor. Proje, genetik ve transgenik modeller ile uluslararası iş birliklerini güçlendirmeyi ve üniversitenin nörobilim kapasitesini artırmayı hedefliyor.Giriş takımlarının koordinasyonunu üstlenen Prof. Dr. Filiz Onat, beyin çalışmalarında ağ tabanlı yaklaşımın bilişsel süreçler ve nöropsikiyatrik bozukluklar açısından belirleyici olduğunu dile getirirken, fonksiyonel görüntülemenin sağlık ile hastalık arasındaki farkı daha erken fark etmede sağladığı avantajları da işaret etti. Ayrıca nörobilime entegre edilen yapay zekânın, tek başına bir çözüme dönüşmediğini; beynin karmaşıklığını anlamak için yeni bir araç olduğunun altını çizdi. Hücre ve Gen Tedavileriyle Beyin Hastalıklarının Geleceği adlı oturumda Lund Üniversitesi BRAINS laboratuvarından Prof. Dr. Deniz Kırık, Parkinson tedavisinde hücre ve gen tedavilerinin bugün geldiği noktayı özetledi. İlk yıllarda fetüs kaynaklı dopamin hücreleriyle elde edilen sonuçlardan sonra, günümüzde kök hücre temelli yaklaşımlara yönelindiğini belirten konuşmacı, 3–5 yıl içinde klinik kullanıma uygun en potansiyelli hücre preparatlarının daha yaygınlaşacağını vurguladı. Ayrıca hastalığın evresine göre hedeflerin değiştiğini; erken evrelerde nörotrofik faktörler, ileri evrelerde ise dopamin sentezine yönelik genlerin ön plana çıktığını kaydetti.Nadir Hastalıklar, Yaşanan Zorlukları Yaygın Hastalıklara Işık Tutuyor başlıklı bir diğer bölümde University College London’dan Dr. Rauan Kaiyrzhanov, Orta Asya ve Kafkasya popülasyonlarındaki akraba evliliklerinin nadir hastalıklar için risk oluşturduğunu belirtti. Yaptıkları analizlerle yaklaşık 100 potansiyel yeni hastalık genini ortaya çıkardıklarını söyleyen Dr. Kaiyrzhanov, nadir hastalık araştırmalarının yaygın hastalıkların tedavi stratejilerine de yön verdiğini sözlerine ekledi. Genetik testler ve dizileme teknolojilerinin hızla ilerlediğini söyleyen uzman, her yıl yaklaşık 300 yeni hastalık geninin tanımlandığını ve üçüncü ile dördüncü nesil dizileme yöntemlerinin bu alanda devrim yarattığını belirtti. Genetik Düzeydeki Gelişmelerin Klinik Etkileri üzerine konuşan Kaiyrzhanov, gelişmiş dizileme tekniklerinin nadir hastalıkların tanı ve bakımında sağladığı katkıyı öne çıkarırken, gelecekte bu çalışmaların bazı hastalık mekanizmalarının daha net anlaşılmasına ve hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesine olanak tanıyacağını vurguladı. Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlık
Yayınlanma: 19 Mart 2026 - 01:24
ACU NeuroConnect: Nörobiyolojide Ağ Temelli Yaklaşımlar ve Yenilikçi Tedavi Perspektifleri
ACU NeuroConnect: Nörobiyolojide ağ temelli yaklaşımlar ve yenilikçi tedavi perspektifleriyle nörolojiye yön veren kapsamlı bir rehber.
Sağlık
19 Mart 2026 - 01:24









