Dil Bağı ve Konuşma Bozuklukları Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, çocuklarda dil bağının konuşma bozukluğuna etkisi ve cerrahi müdahale gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.
Çocuklarda dil bağı konusu, ebeveynler arasında hem büyük bir merak hem de ciddi bir kafa karışıklığı yaratıyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, dil bağı ile konuşma bozuklukları arasındaki ilişkiyi ve cerrahi operasyonların gerekliliğini mercek altına aldı.Yanlış inanışlar süreci zorlaştırıyorErken çocukluk döneminde sadece ağız içi anatomisine bakılarak çocuk hakkında "ileride konuşma problemi yaşayacak" şeklinde hükümler verilebildiğini belirten Anuş Tahmincioğlu, toplumda yaygın olan bir yanılgıya dikkat çekti: “Hatta dil bağı kesildiğinde çocuğun tüm konuşma sorunlarının sihirli bir değnek değmişçesine ortadan kalkacağına dair yanlış bir inanış da oldukça yaygın.” Tahmincioğlu, dil bağı ile konuşma arasındaki ilişkinin sanılandan çok daha karmaşık olduğunu vurgulayarak, "Her dil bağı konuşmayı etkilemez; konuşma güçlüğü yaşayan her çocuğun sorunu da dil bağı değildir. Bunu sadece bu alanda çalışan bir uzman olarak değil; aynı zamanda bir zamanlar dil bağı kısa olan çift dilli bir terapist ve buna rağmen konuşma gecikmesi yaşamamış bir çocuk olarak söylüyorum" ifadelerini kullandı.Anatomi ve performans her zaman uyuşmayabilirBir çocuğun dilinin kısa veya kalın görünmesinin, mutlaka bir konuşma bozukluğuna işaret etmediğini belirten uzman, “Anatomik görünüm ile işlevsel performans her zaman eşleşmeyebilir” dedi. Bazı çocuklarda dışarıdan çok belirgin bir dil bağı olmasına rağmen konuşmanın tamamen anlaşılır olduğunu belirten Tahmincioğlu, tam tersi durumda ise küçük ve dikkat çekmeyen bir bağın, dili işlevsel olarak tamamen kısıtlayabildiğini ifade etti. Dil bağının, çocuğun kelime hazinesinin kısıtlı olması veya cümle kurmaya geç başlaması gibi genel dil gelişim sorunlarını tek başına açıklayamayacağını belirten Tahmincioğlu, ailelerin "konuşma bozukluğu" terimini doğru anlamlandırması gerektiğinin altını çizdi.Cerrahi müdahale her zaman çözüm mü?Dil bağının temel etkisinin "sesletim" yani konuşma seslerinin doğru üretilmesi olduğunu belirten Anuş Tahmincioğlu, her sesletim güçlüğü yaşayan çocuğun cerrahiye ihtiyaç duymadığını vurguladı. Özellikle 3 yaşındaki bir çocuğun sadece "r" sesi gibi geç edinilen karmaşık sesleri çıkaramaması nedeniyle dil bağının kesilmesinin klinik açıdan yanlış olduğunu söyleyen Tahmincioğlu, şu örneği verdi: "Dört-beş yaşlarında, anlamlı cümleler kurabilen ve söyleneni mükemmel anlayabilen bir çocuk bazı sesleri sürekli hatalı üretiyorsa, değerlendirme sırasında dil hareketlerinin kısıtlandığı görülüyorsa, dil bağının etkisi değerlendirilir."Eski alışkanlıklar cerrahi sonrası da devam edebilirAilelerin evde çocuklarına yaptırdıkları basit hareketlerle tanı koymasının mümkün olmadığını belirten uzman, tanının ancak bir Dil ve Konuşma Terapisti tarafından konulabileceğini hatırlattı. Cerrahi müdahale sonrası yaşanan hayal kırıklıklarına değinen Tahmincioğlu, "Bağın kesilmesi ile doğru sesin üretilmesi aynı şey değildir. Cerrahi işlem dille ilgili hareket alanını açabilir. Ancak dilin o noktaya artık ulaşabiliyor olması, çocuğun konuşurken o noktayı otomatik olarak kullanacağı anlamına gelmez. Çocuk yıllardır o sesi yanlış ürettiyse, bağ kesilse bile eski alışkanlığına devam edebilir. İşte bu aşamada dil ve konuşma terapisi devreye girer" açıklamasında bulundu. Son olarak sosyal medyadaki kıyaslamaların ailelerde gereksiz kaygıya yol açtığını belirten Anuş Tahmincioğlu, "Çocuğunuzun sesletimiyle ilgili kaygılarınız varsa cerrahi adımdan önce bir dil ve konuşma terapistine danışın. Bazen çocuğunuzun ihtiyacı olan şey dil ve konuşma terapistinin rehberliğidir" diyerek sözlerini noktaladı.