İzmir’de kamu, iş dünyası, akademi ve sivil toplum temsilcileri Su Konferansı’nda bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, iklim kriziyle birlikte artan su kıtlığının kentlerin yönetmesi gereken en temel sorunlardan biri olduğunu vurguladı ve su krizinin bireysel alışkanlıklarla değil, ortak akılla ve planlı politikalarla çözülebileceğini ifade etti: Su meselesinde kolektif aklın ve iş birliğinin en önemli paydaşlarından biri olmaya devam edeceğiz ve İzmir halkı için çalışmayı kararlı biçimde sürdüreceğiz. Konferansta, tarım, sanayi ve kent yönetimi üzerinde çok yönlü çalışmalar ele alındı. EBSO, ESİAD ve İzmir Ticaret Borsası’nın İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde düzenlenen buluşa, şehrin önde gelen temsilcileriyle birlikte birçok kamu, özel sektör ve akademi ismi katıldı. Konuşmacılar Türkiye’de su yönetimini farklı boyutlarıyla irdeledi ve günün sonunda konuşmacılar adına fidan bağışı yapıldı. Su güvenliği ve kent dayanıklılığı konusunda kapsamlı bir sunum yapan Tugay, dünya nüfusunun yarısının yıl içinde en az bir dönemde ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını hatırlatarak, küresel sıcaklık artışlarının ilerleyen senelerde daha büyük zorluklar doğuracağını belirtti. İzmir için altyapı yatırımlarını öne çıkardık diyen Tugay, sel ve taşkın riskine karşı geliştirilen çözümlerin kent için ne kadar hayati olduğuna dikkat çekti. Kordon hattında hayata geçirilen taşkın koruma bariyerlerinin son yağışlarda felaketleri önlediğini söyledi ve iklim değişikliğinin su kıtlığı ile afet riski kombinasyonunu beraberinde getirdiğini vurguladı. Günümüzün gerekliliği, havza ölçeğinde derinleşen bölgesel yönetişime geçiş yapmak ve Türkiye’de beş havzada mutlak su kıtlığı riskinin bulunduğunu işaret etmek oldu: Marmara, Küçük Menderes, Akarçay, Burdur ve Gediz havzaları; bunlardan ikisi İzmir’i doğrudan etkiliyor. Talep baskısı ve su kullanımında denge konusuna değinen Tugay, Türkiye’de genel olarak suyun %77’sinin tarıma, %12’sinin sanayiye ve %11’inin evsel kullanıma gittiğini, İzmir’de ise tarımın %70, sanayinin %20 ve evsel kullanımın %10–11 seviyelerinde olduğunu açıkladı. İzmir’de sanayide kullanılan suyun büyük kısmının yüzeysel kaynaklardan ve yeraltı kuyularından sağlandığını belirten Tugay, tarımın ise halen en büyük su tüketicisi olduğunu vurguladı. “Su krizi bireysel tasarrufla çözülemez” ifadesiyle, su yönetiminin bütüncül bir dönüşümle ele alınması gerektiğini bir kez daha yinelerken, ortak akılla ve planlı politikalarla geleceğin İzmir’ini şekillendirecek adımların atılacağını belirtti. Başkan Tugay, tarım politikalarının şekillenmesiyle sanayideki dönüşüm ihtiyacına dikkat çekti: “Tarımı desteklemekten vazgeçmek değil; hangi ürünler, hangi havzalar ve hangi su kaynaklarıyla hareket edeceğimizi yeniden belirlemek gerekir.” Ayrıca sanayinin suyu durdurmaktan ziyade verimli ve akıllı kullanımıyla yönetilmesi gerektiğini dile getirdi. Planlama ve verimlilik şart diyen Tugay, 2024–2025 dönemi hedefleri kapsamında kayıp-kaçak oranını düşürmeye odaklandıklarını ve yıllık 5,6 milyon metreküp suyun kayıp olarak kaydedilmediğini belirtti. İzmir’in kayıp-kaçak oranında Türkiye’nin en iyi beş şehri arasında olduğuna vurgu yaptı ve bu başarıyı sürdürmenin sürdürülebilir işletmecilik açısından önemine değindi. Birlikte hareket etmek ve planları ortaklaştırmak gerektiğini ifade eden Tugay, merkezi idare ile iş birliğinin hayati önemde olduğunu vurguladı. DSİ ile paylaşılacak planların senkronize edilmesi ve yetkilerin ortak kararlarla yürütülmesi gerektiğini söyledi. Teknoloji ve inovasyonun su yönetimindeki rolünü dairesel biçimde hatırlatan Tugay, üniversitelerin bilgi birikiminin Su Kurulu aracılığıyla sürece dâhil edilmesini ve bulut tohumlama gibi yenilikçi çözümlerin suyuna su kattığını belirtti. Deniz suyu arıtma konusundaki uyumun DSİ ile sağlam olması gerektiğini dile getirerek, İzmir’in dışında yapılacak yatırımların plansızlığıyla karşılaşmamak adına ortak bir yol haritası çıkarmanın zorunlu olduğunun altını çizdi. Toplumsal sorumluluk ve paydaşlar açısından vatandaşlar, çiftçiler ve kurumlar için öneriler paylaşıldı: vatandaşlar tasarruf, yeniden kullanım ve geri dönüşüm altyapılarına yönelmelidir; tarım sektörü ve çiftçiler akıllı sulama ve iklime uyumlu uygulamalara geçmelidir; kurumlar ise mevcut hukuki çerçeve içinde suyu ortak koruma ve yönetim iradesiyle ele almalıdır. Konferansın sonunda, Izmir halkı için ortak akıl ve işbirliğiyle hareket etme mesajı yinelendi ve bu süreçte su yönetiminin yalnızca tek bir kurumun meselesi olmadığını bir kez daha hatırlatıldı. Su tek bir kurumun değil, ortak aklın konusu ifadesiyle ESİAD ve diğer paydaşlar, uzun vadeli ve sistematik çalışmalarla su yönetimini güçlendirmek üzere kapsamlı raporlar hazırlama hedefini dile getirdi. Etkinliğin sonunda, “Su için mavi altın” ve “mavi petrol” benzetmeleriyle suyun stratejik önemine dikkat çekildi. Organize Sanayi Bölgeleri’nde atık suların yeniden kullanımı gibi projelerin kıymeti vurgulanırken Yeşil OSB belgeli bölgelere övgüyle bakıldı. Açılış konuşmalarının ardından tarım, sanayi ve kentler bağlamında su yönetimi başlıkları altında yürütülen çalışmaların kapsamı genişletildi.
Gündem
Yayınlanma: 27 Şubat 2026 - 02:12
İzmir Su Konferansı: Ortak Akıl ve Planlı Politikalarla Su Yönetiminde Yeni Dönem
İzmir Su Konferansı: Ortak akıl ve akıllı politikalarla su yönetiminde yeni döneme odaklanan güncel stratejiler ve çözümler
Gündem
27 Şubat 2026 - 02:12








