Bir kişinin yaşlandıkça aynı kalacağı inancı, nörobilimin güncel bulguları karşısında sarsılıyor. Beynimizin, karşılaştığımız yeni deneyimler, düşünceler ve alışkanlıklar sayesinde sinirsel bağlarını yeniden kurabildiğini gösteren nöroplastisite kavramı, her an yeni başlangıçlar yapabileceğimizi anlatıyor. Acıbadem Life’den Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri, "Zihnimiz, günlük davranışlarımıza, hangi konulara odaklandığımıza ve nefes alışımıza bağlı olarak şekillenir" sözleriyle bu değişimin psikolojik kararın ötesinde biyolojik bir süreç olduğuna işaret ediyor. Küçük bir adım bile beynimizde yeni bir patika açmaya yeterlidir.
Nöroplastisite, beynin deneyim, düşünce ve davranışlar aracılığıyla sinirsel bağlantılarını yeniden yapılandırabilme kapasitesi olarak tanımlanır. Bu süreç, ormanda yeni patika oluşturmaya benzetilebilir: kullanıldıkça belirginleşir ve eski, kullanılmayan bağlantılar zamanla zayıflar. Burada önemli olan, bunun yalnızca büyük travmalarla ya da yoğun eğitimlerle gerçekleşmediğidir; günlük yaşamdaki farkındalıklar bile bu biyolojik dönüşümü tetikleyebilir.
Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri, terapi süreçlerinde görülen zihin değişimlerinin beyinde somut fizyolojik değişimlerle ilişkili olduğunu ifade eder. Danışanların bakış açılarını genişletmesi, eski alışkanlıklardan uzaklaşması veya travmatik anılarla kurdukları ilişkilerin dönüşmesi, soyut düşünce değişimleri gibi görünse de aslında beynin yeni nöral yollara yönelmesiyle ortaya çıkan bir dönüşümün parçasıdır. Kısacası, kalıcı psikolojik değişimlerin ardında beyinde fiziksel yeniden örgütlenme yatar.
Nöroplastisiteyi en üst düzeye çıkarmak için günlük hayatımızda kolayca uygulayabileceğimiz üç temel unsur öne çıkar: Düzenli fiziksel egzersiz nörojenezi tetikler ve BDNF salgısını artırır; kaliteli uyku öğrenilen bilgilerin hafızaya alınmasını güçlendirir ve beynin ertesi güne hazırlanmasını sağlar; new experiences and learning rutinlerden çıkıp yeni bir dil öğrenmek, bir müzik aleti çalmayı denemek veya farklı hobiler edinmek gibi aktivitelerle beynin daha önce kullanmadığı patikaları açar. Acıbadem Life, bu üç temel unsurun yanı sıra sağlıklı beslenme ve stres yönetiminin de nöroplastisiteyi desteklediğini vurgular.
Nöroplastisite, beynin deneyim, düşünce ve davranışlar aracılığıyla sinirsel bağlantılarını yeniden yapılandırabilme kapasitesi olarak tanımlanır. Bu süreç, ormanda yeni patika oluşturmaya benzetilebilir: kullanıldıkça belirginleşir ve eski, kullanılmayan bağlantılar zamanla zayıflar. Burada önemli olan, bunun yalnızca büyük travmalarla ya da yoğun eğitimlerle gerçekleşmediğidir; günlük yaşamdaki farkındalıklar bile bu biyolojik dönüşümü tetikleyebilir.
Klinik Psikolog Ertuğ Gözeri, terapi süreçlerinde görülen zihin değişimlerinin beyinde somut fizyolojik değişimlerle ilişkili olduğunu ifade eder. Danışanların bakış açılarını genişletmesi, eski alışkanlıklardan uzaklaşması veya travmatik anılarla kurdukları ilişkilerin dönüşmesi, soyut düşünce değişimleri gibi görünse de aslında beynin yeni nöral yollara yönelmesiyle ortaya çıkan bir dönüşümün parçasıdır. Kısacası, kalıcı psikolojik değişimlerin ardında beyinde fiziksel yeniden örgütlenme yatar.
Nöroplastisiteyi en üst düzeye çıkarmak için günlük hayatımızda kolayca uygulayabileceğimiz üç temel unsur öne çıkar: Düzenli fiziksel egzersiz nörojenezi tetikler ve BDNF salgısını artırır; kaliteli uyku öğrenilen bilgilerin hafızaya alınmasını güçlendirir ve beynin ertesi güne hazırlanmasını sağlar; new experiences and learning rutinlerden çıkıp yeni bir dil öğrenmek, bir müzik aleti çalmayı denemek veya farklı hobiler edinmek gibi aktivitelerle beynin daha önce kullanmadığı patikaları açar. Acıbadem Life, bu üç temel unsurun yanı sıra sağlıklı beslenme ve stres yönetiminin de nöroplastisiteyi desteklediğini vurgular.









