Evlenme düğününün ilk iki gününü oyunlar,davullar,zurnalar,ikram edilen yemekler ve içkilerle geçirdikten sonra üç gün ara verilip daha sonra sıra kına gecesinde.
Öğlen saatlerinde başlayıp akşam üstüne kadar kız evinde misafirlere yemekler verilip eğlenciler devam etti.Akşam saatleri hep birlikte kına gecesinin yapılacağı parka(genelde mahalleye yakın parkta yapılıyormuş) gidildi.
Park yıllanmış ağaçlar ve antik tiyatroları andıran oturma düzeniyle sizi yine bir nostalji yolculuğuna çıkarıyor.Müzisyenler yerini almış müzik başlarken gelin kırmızı bir tuvaletle gecenin prensesi…
Bir süre oyunlar oynandıktan sonra çalınan davullar ve ,düğün seremonisininin ilk günü damadın arkadaşlarının ormandan kestiği uzun bir ağaç dalına bağladıkları bayrak eşliğinde,oynayarak damat ve yakınları kına gecesine geliyor.Parkta bir hareket oluyor büyük bir samimiyetle karşılanıyorlar.Ortam artık daha kalabalık ve coşkulu.Kalabalık gelin ve damadı aralarına alıp neşe içinde oynuyorlar.
Gelin ve (20 kadar) arkadaşları bindallılar giymiş,gelin giydiği kırmızı bindallıyı başını örttüğü beyaz bir Yemen’iyle tamamlamış.Daire şeklinde dizilip gelini de ortalarına alarak Hekimoğlu,Sepetçioğlu ve diğer müzikler eşliğinde bir müddet ahenk içinde oynuyorlar.
Daha sonra gelin ve damat yanyana koltuklara oturuyor ve gelinin ellerine,damadın elinin küçük parmağına kına yakılıyor.Geline tüllerle süslenmiş bir toprak testi veriliyor. Testi elinde damadın etrafında bir kaç tur dönerek oynadıktan sonra testiyi yere atıp kırıyor.
Hep birlikte oyunlar neşe içinde bir müddet daha devam ediyor.
Artık düğün sıra düğün merasiminde,sona yaklaşıyoruz.
Sonraki köşemde
Sevgiyle kalın
Birsen Yurdakul Tomurcuklu












