Yüce dinimiz İslam’da ve kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim de samimiyetin ayrı bir yeri ve büyük önemi vardır. Kur’an-ı Kerim de tevhid inancından sonra samimiyet gelir. Samimiyetin taşıdığı mana yaşantımıza ilham kaynağı olmalıdır. Samimiyet insanlar ile ilişkilerimizi düzenlemelidir.
Başkan dediğin, beraber mücadele verdiği arkadaşlarına, dostlarına, ailem dediği insanlara samimi davranandır. Başkan dediğim, geçici olanı kalıcı sanmaz. Başkan dediğin makama oturunca o makamın hazzına kendini kaptırmaz.
Başkan, makama oturduktan sonra elindeki makamın gücü ile kitlelere kendini farklı gösterebilir, toplumu da yanlış yönlendirebilir. Gazali, böyle yöneticilerin durumu ile ilgili “Onlar kendi nefislerini kandırır” der.
Başkan dediğin, dışta başarıyı sağlarken iç düzeni de sağlayandır. Başkan olmak, makama sahip olmak günah değildir. Ama makamın hazzına kendini kaptırması, yavaş yavaş insani değerlerden uzaklaşmasına sebep olur.
Sapkınlık çoğu zaman alt tabakada değil, en tepedekilerde görülür. Çünkü yüksekte olan, alt tabakadakilerin onu görmeyeceklerini düşünür. Bu düşünce, “Bana bir şey olmaz” anlayışını güçlendirir kendisinde. Bu durum sonun başlangıcı olur.
Kendisini eleştirenleri, toplumsal tepki dile getirenleri saygısızlık hatta düşman olarak görür. Böylelikle yaptığı yanlışları görmez, sorumluluktan uzaklaşır.
Kapatılan kapılara anahtar olma gibi niyetim yok. Tamamen samimiyetle gördüğüm yanlışlıkları, samimiyetsizliği anlatmaya çalıştım. Ama şunu da net bilirim: Bazı insanları düzeltemezsin.
Teşbihte hata olmaz düsturu ile, köpeğin kuyruğunu yedi yıl kalıba koymuşlar düzelsin diye. Yedi yıl sonra çıkardıklarında kuyruk yeniden eğrilmiş.
Bazı insanlar kötüdür. Basbayağı kötüdür.
Vesselam.













