Bugün 12 Eylül. Takvim yine o karanlık sabaha işaret ediyor. Yıllar geçiyor ama acısı, toplumun genetiğine işlenen korku kültürü ve bu ülkenin damarlarına zerk edilen vesayet zehri hafızalardan silinmiyor.
12 Eylül dendiğinde vicdanı olan herkesin boğazında koca bir düğüm oluşur. Bir gecede milli iradeyi çiğneyen, pırıl pırıl gençleri "bir sağdan, bir soldan" mantığıyla darağaçlarına yollayan, zindanlarda insan onurunu ayaklar altına alan o cunta aklı, Türkiye’nin en az yarım asrını çaldı. O gün atılan tohumlar, sivil siyasetin omurgasını kırdı, toplumu kutuplaştırdı.
Bizim işimiz gerçeği yazmak; kimsenin borazanı olmadan, doğrudan şaşmadan konuşabilmektir. Muhalefet kanadının halkın gerçek dertlerinden kopuk vizyonsuzluğunu, koltuk hesaplarını ve iç çekişmelerini yeri geldiğinde en sert şekilde eleştirmek nasıl boynumuzun borcuysa; iktidarın milli meselelerdeki dirayetini, savunma sanayindeki somut atılımlarını ve altyapı hamlelerini takdir etmek de o denli vicdani bir sorumluluktur. Gazeteci bir tarafın militanı değil, milletin vicdanının sesi olmak zorundadır.
İşte tam da bu yüzden, 12 Eylül’ün yıl dönümünde bugünün fotoğrafını dürüstçe çekmek zorundayız. Evet, askeri vesayetin kibri kırıldı, apoletli generallerin sivil siyasete ayar verdiği o karanlık devirler geride kaldı; bu kazanımın hakkını teslim edelim. Ancak madalyonun diğer yüzünü görmezden gelebilir miyiz?
Bugün basın gerçekten hür mü?
Kalemini satmayan yerel ve ulusal gazetecilerin adliye koridorlarını aşındırdığı, ilan ve ekonomik kıskacın bir cezalandırma aracına dönüştüğü, eleştirel her cümlenin bir tehdit gibi algılandığı bir ortamda vesayet mantığını tamamen yendiğimizi kim iddia edebilir? Dün asker dipçiğiyle sansürlenen kelimeler, bugün ekonomik baskılar veya hukuki sopalarla susturuluyorsa, kamil manada bir demokrasiden söz edemeyiz.
Demokrasi ne geçmişin cuntacılarına ne de bugünün siyasi güç odaklarına teslim edilemeyecek kadar kıymetlidir. Kurtuluş; her iki tarafa da aynı mesafeden bakan, bağımsız bir yargı ve özgür bir basından geçer.
12 Eylül’de hayatı karartılan fidanlarımızı rahmetle anıyorum. Unutmayacağız.
Halil Onuk 12/09/2026














