Altıeylül semalarında bir kriz bulutu belirdiğinde, sular biraz bulandığında etrafınıza şöyle bir bakın; Başkan Yardımcısı Sayın Tayfun Canlı’yı görebilen beri gelsin! Kendisinin kriz yönetimi konusunda geliştirdiği, literatüre geçecek çok özel ve yenilikçi bir tekniği var: O an orada olmamak.
Ama işin ucunda güzel bir PR çalışması, bol ışıklı bir etkinlik, kesilecek bir kurdele veya yüzlerin güldüğü bir fotoğraf karesi varsa... İşte o zaman Tayfun Başkan'ı kadrajın en güzel köşesinde, en önde görebilirsiniz. Ortam biraz gerildiğinde ya da bir sorun çözülmesi gerektiğinde ise insan ister istemez etrafına bakınıyor; "Acaba yine bir maçta mı, yoksa bizim bilmediğimiz çok daha mühim (!) bir yerde mi?" diye düşünmeden edemiyor.
Hani hepimizin bildiği o meşhur "İşi bilicen, işe gitmicen" sözü var ya... Tayfun Başkan bu felsefeyi sadece bir söz olmaktan çıkarmış, adeta bir belediyecilik vizyonu haline getirmiş durumda. İşin kaymağını yemek varken, krizin bulaşığıyla neden uğraşsın ki?
Herhalde Hakan Başkan da yardımcısının bu olağanüstü "fırtınada ıslanmama" yeteneğinden içten içe büyük bir mutluluk duyuyordur. Ne de olsa kötü enerjiyi üzerine çekmemek, kriz anında ustalıkla buharlaşabilmek herkesin harcı değil!
Kısacası Tayfun Başkan; tatlı günlerin aranan yüzü, zor günlerin ise en büyük sırrı... Ne diyelim, aman ağzımızın tadı kaçmasın da krizleri birileri nasıl olsa çözer!













