Türkiye'nin siyasi realitesi yıllardır çok net: Karşımızda girdiği her seçimi kazanan, eşsiz bir siyasi manevra kabiliyetine sahip bir Erdoğan gerçeği var. Ancak 2024 yerel seçimleri, bu aşılmaz sanılan kalenin liyakatsiz kadrolar ve yanlış aday tercihleri neticesinde nasıl sarsıldığını gösterdi. Halk, sandıkta çok net bir uyarı yaptı.
Bu mesajın en sert okunduğu yerlerin başında Balıkesir geliyor. 2019'da adaylıktan çektirilen Ahmet Akın’ın yarattığı "mağduriyet" algısı, onun cana yakın kişiliğiyle birleşerek sandıkta güçlü bir rüzgara dönüştü. Karşısında ise kibrin ve halktan kopukluğun vücut bulduğu Yücel Yılmaz ve ekibi vardı. Balıkesir seçmeni faturayı kesti ve Yılmaz'ı sandığa gömdü.
Fakat CHP kurmaylarının ve Sayın Akın’ın gözden kaçırdığı yakıcı bir gerçek var: Bu, salt bir CHP zaferi veya Ahmet Akın’ın tek başına başarısı değildi. Bu sonuç, AK Parti’ye kırgın, Yücel Yılmaz'a kızgın seçmenin eliyle inşa edildi. Kısacası, Balıkesir'deki zaferin harcında "emanet oylar" yatıyordu.
Bugün sahaya baktığımızda ise siyasetin acımasız gerçekleriyle yüzleşiyoruz. AK Parti teşkilatları sahada hala toparlanamaz bir görüntü çizerken, madalyonun diğer yüzünde bu emanet oylara sahip çıkamayan bir CHP yönetimi duruyor. Tepki oyları, kalıcı bir aidiyete dönüştürülemiyor.
Sayın Ahmet Akın’ın "Balıkesir benim ailem", "Cansınız, kardeşimsiniz" söylemleri siyasette elbette kıymetlidir. Bir belediye başkanının halkıyla kurduğu bu sıcak dil, görevdeki ilk bir-iki yıl için kulaklara hoş gelebilir, belli bir kredisi de vardır. Ancak o kredinin sonuna hızla yaklaşıyoruz.
Çünkü şehirciliğin affetmez bir takvimi vardır; sloganların miadı dolar, icraatın vakti gelir. Balıkesir artık vaatlerin gölgesinde değil, yatırımların hayata geçirilmesinin getirdiği aydınlıkta yürümek istiyor. "Canım ailem" demekle kentin kronik sorunları çözülmüyor. Aradan geçen zamana ve onca söze rağmen, sahaya bakıldığında "İşte bu vizyon işidir" dedirtecek, elle tutulur bir icraat hala ortada yok.
Siyasette en büyük yanılgı, emanet oyların çantada keklik sanılmasıdır. Unutulmamalı ki; icraatın ve liyakatin olmadığı yerde, en samimi sözler bile gün gelir rüzgara karışıp gider.













