Balıkesir bugün yine siyasetin ağır sınavlarından birine tanıklık ediyor.
Cumhuriyet Halk Partisi Altıeylül İlçe Teşkilatı’nda ortaya atılan rüşvet karşılığı işe alım iddiaları, sadece bir parti içi kriz değil; doğrudan siyasetin itibarını sarsan bir tabloya dönüştü. İddialar kamuoyuna yansıdı, görüntüler konuşuldu, tepkiler çığ gibi büyüdü. İl Başkanı, mevcut ilçe başkanı ve yöneticilerden savunma istedi. Yarın ne olacağı, kimlerin hangi yaptırımlarla karşılaşacağı netleşecek.
Ama mesele yarının kararı değil. Asıl mesele, bugüne nasıl gelindiği.
Bu tartışmaların ortasında, bir isim ister istemez yeniden gündeme geliyor: Sinan Ayhan.
“Kaybedilmesi imkânsız” denilen değil, kazanılması imkânsız denilen Altıeylül’ü kazanan adayın arkasında duran, teşkilatı sakinlikle yöneten, ne sesi yükselen ne de gölgesi tartışma yaratan eski ilçe başkanı…
Çalmadı.
Çırpmadı.
Hakaret etmedi, küfür etmedi.
Siyaseti bağırarak değil, çalışarak yaptı.
Bugün kulislerde fısıltı halinde dolaşan cümle çok şey anlatıyor:
“Keşke Sinan Başkan’a zamanında sahip çıksaydık.”
Siyasette hafıza bazen çok acımasızdır. Dün kıymeti bilinmeyenler, bugün ölçü birimi olur. Dün sessizliği eleştirilenler, bugün vakar örneği diye anılır. Çünkü kriz zamanları, geriye dönüp “Biz nerede yanlış yaptık?” sorusunu sordurur.
Altıeylül’de yaşananlar da tam olarak budur.
Ve evet…
Siyaset bazen serttir, bazen adaletsizdir ama bir gerçeği asla değiştirmez:
Kendi düşen, ağlamaz.













