Bugün 10 Ocak. Çalışan Gazeteciler Günü.
Bir zamanlar Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti’nin geleneksel kahvaltılarında kapıdan içeri girmek meseleydi. Sandalyeler yetmez, ayakta kalanlar olurdu. Gürültü, kahkaha, tartışma… Kısacası canlı bir basın fotoğrafı.
Bu yıl öyle olmadı.
Önce bir not düşelim: Cemiyet Başkanı Ramazan Demir rahatsız, hastanede tedavi görüyor. Kendisine geçmiş olsun. Sağlık her şeyden önce gelir.
Ayrıca bu yıl ilk kez siyaset davet edilmedi. “Gazeteciler gazetecilerle olsun” denildi belki. Niyet doğruydu, en azından kağıt üzerinde.
Ama salona girdiğimde gördüğüm tablo niyetle açıklanacak gibi değildi.
Tarık abi…
Güzide abla…
Sıtkı abi…
Doğan abi…
Ve toplamda 20-30 kişi.
Hep övünürdük ya:
“Balıkesir’de kocaman bir basın ordusu var.”
150–200 kişi derdik.
Meğer o ordu ya terhis olmuş, ya da başka cephelere dağılmış.
Bu tabloyu görmezden gelemem.
Çünkü bu sadece bir kahvaltının boş kalması değil.
Bu, mesleğin içten içe kan kaybettiğinin fotoğrafıdır.
Açık konuşayım:
Ramazan Demir istenmeyen bir başkan olabilir.
Hatta geçtiğimiz seçimde kendisine tek ‘HAYIR’ oyu veren de bendim.
Ama mesele bu değil.
Cemiyet bir kişi değildir.
Cemiyet, yönetim değildir.
Cemiyet; aynı yağmurda ıslanan, aynı baskıyı yaşayan, aynı sansürle boğuşan gazetecilerin ortak çatısıdır.
Cemiyetçilik dediğiniz şey;
– Kızsan da gelmeyi bilmektir.
– Eleştirini sandalyeni boş bırakarak değil, yüz yüze söylemektir.
– “Ben yokum” diyerek değil, “Buradayım ama itirazım var” diyerek durmaktır.
Bugün gelmeyen her meslektaşımın kendince bir gerekçesi vardır, saygı duyarım.
Ama şunu da söylemeden geçemem:
Boş sandalyeler kimseyi cezalandırmaz, sadece bizi küçültür.
Biz birbirimize küsme lüksüne sahip bir meslekte değiliz.
Zaten itibarımız yeterince tartışmalı hale getirildi.
Zaten ekonomik olarak ayakta durmakta zorlanıyoruz.
Bir de kendi cemiyetimize sırt dönersek, geriye ne kalır?
Bu yazı öfkeli değil.
Bu yazı kırgın.
Ama en çok da uyanık kalma çağrısıdır.
Çünkü Balıkesir basını, birkaç masaya sığacak kadar küçülmemeli.
Çünkü gazetecilik, ancak yan yana durabildiğimiz sürece anlamlıdır.
Bugün 10 Ocak.
Kutlu mu?
Ancak yüzleşebilirsek…













